sean-do-504521-unsplash

BÜYÜYEN POTANSİYEL: E-SPOR

November 15th, 2018 Genel

İnsanlığın, en eski dönemlerden başlayarak modernleşip günümüze kadar getirdiği bir sürü alışkanlığı var. Her ne kadar teknoloji ve yeni bilgiler ışığında gelişiyor olsak da bu davranışların bazıları hiç değişmiyor; aksine elimizdeki imkanlarla beraber ciddi oranlarda pekişiyor ve hatta evrimleşerek yepyeni boyutlar kazanıyor. Bu evrimleşmenin en önemli örneklerinden birisi ise insanoğlunun sporla olan ilişkisi.

Mağara duvarlarındaki resimlerde yer alan güreş figürleriyle başlayan bu ilişki, yerini önce Antik Yunan’daki bireysel yarışmalara ve ardından da olimpiyat kavramına bırakıyor. Zamanla batı kültürü içerisinden yetişen takım sporları kavramı, insanoğlunu tenis ve kriket gibi yeni sporlarla tanıştırıyor. Bugün geldiğimiz noktada ise artık eSpor’lardan bahsetmek mümkün ve tabi ki her spor türünde olduğu gibi eSpor sektöründe de seyirciler ciddi bir önem taşıyor.

Peki, 2017 yılında sadece sponsorluklar için dünya çapında 62,8 milyar[1] dolar harcarken; eSpor’ları pazarlama gündeminize dahil etmeyerek hangi fırsatları kaçırıyorsunuz?

Bu sorunun ilk cevabı: erişim hacmi. 2018 yılında kendini eSpor izleyicisi olarak nitelendirilen kitlenin ESPN, Netflix, HBO ve Hulu izleyicilerinin totalinden daha fazla olması gerçeği, bu noktada eSpor’lara dair bilmeniz gereken en kıymetli datalardan biri. Bu kitle 2019 yılı itibarıyla 380 milyon kişiden oluşuyor ve 2021 yılına kadar kitle büyüklüğünün 560 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. 2018 yılında Leauge of Legends’ın dünya şampiyonası kümülatif olarak 49.5 milyon saat izlenmesi ve eSpor’ların yıllık büyüme oranının %38 olarak açıklanması gibi gelişmeler, bizleri geçen seneye göre  %48 oranında artan bir marka yatırımıyla karşı karşıya bırakıyor. Ek olarak 2018 sonuna kadar bu branşın toplamda 900 milyon dolar hasılat yapacağı tahmin ediliyor ve 2021 yılı tahmini ise 1,6 milyar dolar.

Peki bu eSpor pazarının büyüklüğünü, geleneksel spor pazarı ile karşılaştırarak değerlendirdiğimizde ortaya nasıl bir resim çıkıyor? Örneğin şampiyonluk ödüllerine bakarak bir karşılaştırma yaptığımızda, Amerika’nın en büyük liglerinden biri olan NBA’de şampiyon olan takımın sadece şampiyonluktan elde ettiği gelirin 12 milyon dolar olduğunu görüyoruz. eSpor ‘un alt branşlarından olan Dota 2 ise şampiyonluk pazarında tam olarak 25 milyon dolarlık bir değere sahip. Türkiye pazarındaki geleneksel spor sektörüne ilişkin yatırım harcamaları açısından ele alıp, dünyadaki eSpor pazarıyla karşılaştırdığımızda ise yine oldukça ilgi çekici rakamlarla karşılaşmak mümkün. Örneğin Galatasaray Spor Kulübü’nün yıllık yatırımı $294M seviyesindeyken, aynı kriterlerde eSpor dünyasının önde gelen markası Cloud9’ın yatırımlarının $310M seviyesinde olduğunu görüyoruz.

Kaçan fırsatlardan ikincisi ise elbette ki tüm bu hacmi yaratan hedef kitle. Bu kitlenin genel özelliklerine baktığımızda; onları genç, teknolojiye meraklı ve global olarak tanımlamak mümkün. Demografik açıdan yorumladığımızda ise, alt branşlara göre cinsiyet kırılımında değişiklikler görülüyor. Örneğin Online FPS (First Person Shooter) tarzında olan Ovewatch’ın izleyici kitlesi cinsiyet kırılımında neredeyse %50-50 bölünmüşken, Dota 2 oyunu daha çok erkek hedef kitle tarafından izleniyor. Bugüne kadar bilgisayar oyunlarıyla eşleştirilmiş kitle olarak akla ilk gelen stereotip ile gerçek kitle birbirinden oldukça farklı.

Kitlenin %47’si senelik ortalama 75K USD kazanıyor ve %61’i de içerisinde 3 birey bulunan hanelerde yaşıyor, en önemlisi bu kişiler ortalamaya oranla bir ürünü desteklemeye %25 daha yatkın. Dönüp bir YouTube datalarına baktığımızda ise bu kitleye ilişkin çok daha enteresan bilgilere ulaşmak mümkün oluyor. Örneğin 2017 yılına ait datalara[2] göre, YouTube içerisinde yer alan tüm videolar arasında en yüksek izlenme oranına sahip ilk 5 videoya bakarsak, bunlardan 2 tanesinin oyun severlere yönelik kanallar olduğunu görüyoruz. ThinkwithGoogle platformunda paylaşılmış olan güncel bir oyun sektörü araştırmasına[3] göre, video oyunları oynayan ve ilgili video içerikleri tüketen kullanıcıların %88’i eğlence sektörüne ait ve %87’si de elektronik aletlere ait ürün önerilerinde bulunduğunu belirtiyor. Bu önerileri %83 ile gıda kategorisi takip ediyor. Ayrıca YouTube’daki oyun severlerin %74’ü, video içerikleri bir oyunda daha başarılı bir performans elde etmek için izlediğini belirtiyor. Buna ek olarak oyun severlerin en çok ziyaret ettiği platformların başında gelen Twitch ise 140 milyon aylık tekil izleyicisi ve 15 milyon günlük kullanıcısıyla dijital dünyada oyun severler kitlenin hacmini bir kez daha kanıtlıyor. Kısacası eSpor’ları oynayanlar ve bu içerikleri tüketenler olarak ayrılan bu geniş kitleye dijitalde ulaşmak hem çok kolay hem de bazı kriterlere bağlı.

Peki, oyun severler markalardan nasıl içerikler bekliyor? Yine Google datalarına[4] başvurduğumuzda; hedef kitlemizin %83’ünün eğlenceli, %75’inin oyun tutkularına hitap eden ve %70’inin de gerçekten işe yarar bilgiler paylaşan içerikleri tercih ettiğini görüyoruz. Buradaki en kıymetli bilgi ise yapılan araştırmalara göre eSpor’u destekleyen ve gelişmesine katkı sağlayan markaların oyun severler tarafından %82 oranla pozitif olarak algılanması. Bunun yanında gelen, markaya güven ve satın alma sıklığındaki artış da gözle görünür seviyelerde. Ayrıca oyuncuların %70’i markaların E-spor endüstrisi için yararlı olduğunu düşünüyor.

Peki, söz konusu eSpor’lar olduğunda erişim hacminin büyüklüğünü ve hedef kitlenin stereotip’lerden çok daha farklı özellikleri olduğunu tespit ettiğimize göre sırada ne var? Pazarlama açısından baktığımızda burada geriye kalan en önemli faktör; zamanlama. Rakamların büyüklüğüne ve kitlenin genişliğine rağmen, eSpor pazarı markalar tarafından henüz tüm potansiyeliyle kullanılamıyor. Oysa yukarıda detaylarıyla bahsettiğimiz bu hedef kitle, başta elektronik ürünler ve eğlence sektörü olmak üzere, pek çok marka tarafından her gün ulaşılmaya çalışılan hedef kitlenin ta kendisi. Henüz markalarla olan ilişkisini tamamen tanımlamamış olan bu hedef kitleyle bir an önce iletişime geçmek bu yüzden oldukça kıymetli.

ESpor ve oyun dünyasındaki bu tutkulu kitleye ulaşırken nelere dikkat etmeliyiz? Elbette ki birinci önceliğimiz özgün ve yararlı içerik üretebilmek olmalı. Öte yandan, içerik üretimimize harcadığımız zamanın diğer sektörlere göre çok daha kısa olması da gerekiyor çünkü eSpor ve oyun dünyası oldukça hızlı bir şekilde alt etkinlikler, kategoriler veya trendler geliştirebiliyor. Dolayısıyla da gündeme ayak uydurabilmek özellikle hantal yapılar için tamamen imkânsız hale geliyor. Bu dünyaya ait mikro anları, hedef kitleyi aktive edebilmek için kullanabilmenin bir yolu da sosyal medya kanallarını kullanmak. Son olarak hangi yolu seçerseniz seçin, eğer amacınız bu dünyaya ulaşmak için içerik üretmek ise mutlaka uymanız gereken tek bir kural var; süreklilik. Uzun süreli ve tutarlı bir iletişim çalışmasıyla, bu kitlenin favori markalarından biri olmak hiç de zor değil. Eğer hala aklınızda sorular varsa, Mercedes’in bu alandaki başarılı örneğini izleyerek ilham alabilirsiniz.

*Bu makale hazırlanırken kullanılan dataların bir kısmı Brandweek İstanbul kapsamında yapılan E-Spor: Niş Bir Alandan Ana Akıma etkinliğinden alınmıştır. Bu kapsam dışında kullanılan tüm kaynaklar ise aşağıda ayrıca belirtilmiştir.

[1] https://rtrsports.co.uk/blog/sports-sponsorship-data/

[2] https://www.thinkwithgoogle.com/consumer-insights/statistics-youtube-gaming-content/

[3] https://www.thinkwithgoogle.com/consumer-insights/why-gamers-should-be-part-your-audience-strategy/

[4] https://www.thinkwithgoogle.com/consumer-insights/why-gamers-should-be-part-your-audience-strategy/

 

KONUR GİRİŞ GÖRSELİ

Digitalzone 2018’den Dijital Marketing Stratejilerine Dair Notlar

November 6th, 2018 Genel

Doğu Avrupa’nın en büyük dijital pazarlama konferansı olan Digitalzone 2018, diğer yıllarda olduğu gibi enerji dolu atmosferiyle ve yoğun bir katılımla 18-19 Ekim tarihlerinde Şişli Radisson Blu Otel’de gerçekleşti. Her oturumda ayrı bir deneyim sunan ve dijitalin yıldızları kabul edilen konuşmacıları katılımcılarla buluşturan konferansın dolu dolu geçen 2 günlük programında genel olarak içerik pazarlaması, teknik performans ve makine öğrenimi gibi belli başlı konular ele alındı.

İlk Günün Yıldızı “İçerik Pazarlaması”

Seozeo’nun kurucusu Yiğit Konur’un açılış konuşmasının hemen sonrasında Facebook’tan Rıza Selçuk Saydam, Framework of building successful products: Understand, Identify, Execute sunumuyla bizlerle buluştu.

Başarılı Ürün İnşası: Anla-Sapta-Uygula

SAYMAN GİRİŞ

Konuşmasında öne çıkan noktaları eğlenceli bir hikayeyle vurgulayan Saydam, işimizi “anla, sapta ve uygula” aşamalarına bölerek süreçleri planlamamızı önerdi. Anla aşamasında, hedefimize ulaşmamız için işimizi neden yaptığımızı iyi anlamamız gerekir.

Neden takipçi kasıyorum?
Neden bu ürünü satmak istiyorum?
Neden uygulamamın indirilmesini istiyorum?

Bu sorulara verdiğiniz cevap, yaptığınız işin misyonunu oluşturur. Örneğin eğer Airbnb sadece konaklama hizmeti veren bir işletme olmayı misyon edinseydi, bu kadar büyüyemezdi. Oysaki insanların barınma sorunlarını iyi anlayıp, “herkese uygun ev” misyonuyla pazarda kalıcı ve tek olmayı başardı.

Tudor Ice Company, buzdolabının icadından önce tüm dünyaya buz üreten bir şirketti. Döneminin önde gelen sayılı şirketlerinden olan Tudor Ice, sadece yaptığı işe odaklanıp, insanların esas ihtiyaçlarını iyi anlayamadığı ve dolayısıyla bu ihtiyaca kalıcı bir çözüm üretmediği için buzdolabının icadıyla 4 yıl içinde tarihe karıştı. Eğer gerçekten insanların buz sorununa çözüm arasaydı belki de dünya devi olmaya devam edecekti.

SAYMAN BETTER GÖRSELİ

Sayman’a göre, Facebook da insanların topluluk oluşturma ihtiyacını karşılamayı misyon edindi. Ve şimdi insanları bir araya getirmeye çalışan bir VR (sanal gerçeklik) üzerinde çalışıyor. Bu çalışmasının esas amacı insanların bir arada hissetmelerini güçlendirmek ve onları bir araya getirmek. Eğer sadece mobil uygulama üreten ve uygulamanın indirilmesini amaçlayan bir şirket olsaydı böyle geliştirmelere de ihtiyaç duymazdı.

 

“Rakiplerinizle aynı metrikleri ölçümlüyorsanız başarılı olamazsınız”

 

Peki Müşterimizi Nasıl Anlayabiliriz?

Sayman’ın bu noktada şirketlere ölçümleme yaparak hedef kitle ihtiyaçlarını iyi anlamaları konusunda tavsiyeleri oldu. Ölçümleme konusunda ise rakiplerinizle aynı metrikleri ölçümlemenin büyük bir hata olduğunu vurguladı. Farklılaşmak istiyorsak, misyonumuza uygun farklı metrikleri ölçümlemememize vurgu yaptı.
Tüm bunların dışında insanların problemlerini çözmeye odaklanmamızı, hedefimizi görev odaklı belirleyip, ölçümlenebilir ve ulaşılabilir sonuçlar tanımlamamız, ilerlemek için hata yapmamamız ve ilerlememizi ölçmemiz konusunda tavsiyelerde bulundu.

Sapta aşamasında, işimiz için en iyi yolun ne olduğuna karar vermeye odaklanmamızdan bahsederek, problemleri küçük parçalara ayırıp ve hedef kitlemizin ihtiyaçları doğrultusunda saptamamızı önerdi. Tüm bu süreçte müşterimizle empati kurmayı unutmamamızı da vurguladı.

Uygulama aşamasında ise, Planımızı eksiksiz olarak gerçekleştirmek için ekibimizi ortak bir hedef için bir araya getirmemiz gerektiği üzerinde durdu. Onların her şeyi sorgulayarak ve işin neden yapıldığını bilerek ilerlemelerini sağlayın diyerek konuşmasını sonlandırdı.

 

Sunum linki: https://www.slideshare.net/rss_ems/framework-of-building-successful-products-understand-identify-execute

Başarılı Bir İçerik Pazarlaması Kampanyası

LAURA GİRİŞ

İkinci oturum Laura Crimmons’un “The Successful Content Marketing Campaign Blueprint” adlı sunumu eşliğinde gerçekleşti. Laura, içerik oluştururken aşağıdaki soruları sormamız gerektiğini vurguladı;

Zamanlama; Bunu neden şimdi yazmalıyım?
Güven; İçeriğim güven veriyor mu? Eğer güven vermiyorsa uzman kişilerden faydalanmalıyım.
Alaka Düzeyi; İçeriğim hedef kitlemi ilgilendiriyor mu? Yazar, bu alaka düzeyinin neresinde? Yazdığı konuya hakim mi? Daha önce böyle bir içerik yazıldı mı?
Duygusal Reaksiyon; Bu hikâye hedef kitleme nasıl hissettirecek?
İnsan İlgisi; Hikâyem kimleri etkileyecek?
Paylaşılabilirlik; İçeriğiniz paylaşılmaya değer mi? Yoksa sadece okuyup geçilecek mi?
Görselleştirmenin Önemi; Görselleriniz içeriğin neresinde, kaliteleri yüksek mi?

LAURA SUMMERY GÖRSELİ

İçerik oluştururken, hedef kitlemizle ilgili verileri değerlendirmemiz ancak yine de insan faktörünü gözden kaçırmamamız konusunu vurgulayarak, içerik oluştururken “insanlara faydalı olacak bir yol sunmak” amacını ilke edindiğimiz sürece başarılı içerikler üretebileceğimize değindi.

 

Anahtar Kelimelerin Ötesinde Kullanıcı Yolculuğunu Anlamak

MATTHEW GİRİŞ GÖRSELİ

Sonraki oturumlardan Matthew Kay, “Beyond keywords: How To Create Content That Matches Your Buyer’s Journey” sunumuyla kafa açtı.  Özellikle hedef kitlemize yönelik içerik üretirken, onların ihtiyaçlarına göre anahtar kelime araştırması sürecinde kullanıcının satın alma yolculuğunu göz önünde bulundurmamız konusunda çok güzel insightlar çıkarmamıza yardımcı oldu.

Satın alma yolculuğunun geçmişe oranla çok fazla unsurdan geçecek şekilde farklılaştığına dikkat çeken Matthew, keyword araştırması yaparken bu aşamaların göz önünde bulundurulması konusu üzerinde durdu. Satın alma aşamalarını farkındalık düşünme ve karar aşamaları olarak tanımlayan Matthew, farkındalık aşamasını, “web sitem yeterince trafik çekmiyor” konusunun düşüldüğü aşama olarak tanımlayıp düşünme aşamasında ise kullanıcıların genellikle başka bir geliştirmeye ya da alternatif bir ürüne ilgisi olup olmadıklarını sordukları aşama olarak tanımladı. Son olarak karar aşamasının ise kullanıcıların bu geliştirmeyi ya da alternatif ürünü nereden satın alabilecekleri konusunda araştırmaya başladıkları aşama olarak tanımladı.

matthew görseli

Web sitelerini ziyaret eden kişilerin %96’sının satın almaya hazır olmadıklarına değinerek, markaların sadece satışa yönelik hedefleme yapmasının yanlış olduğunu vurguladı. Yani ona göre şirketler, sadece satış odaklı keyword hedeflemesi yapıyor ve insanların karar verme aşamasına gelene kadarki kullanıcı yolculuğunu görmezden geliyorlar.

Bu noktada düşülmesi gereken konunun kaynak ve zamana bağlı olduğunu belirterek “eğer kaynak ve zaman kısıtlıysa karar aşamasındaki kişilere odaklanıp buna göre bir strateji izleyin” dedi. Ancak uzun vadede başarı için kullanıcı yolculuğu aşamalarını iyi tanımlamamız gerektiğinin altını çizdi.

Pillar content’ler ile farkındalık ve düşünme aşamasındaki müşterileri hedefleyen kelime ve içerikler kullanmamızı, cluster content’ler ise longtail kelimeler ile karar aşamasındaki müşterileri hedeflememizi belirtti.

Kelime araştırması yaparken, kelimelerimizi konulara göre gruplayıp takip etmemizi önerirken, müşteri satın alma yolculuğunu anlamamız için SERP sonuçlarından faydalanmamızı önerdi.
Ayrıca kelime araştırması yaparken PPC tarafında hedeflediğimiz kelimelerden de mutlaka yararlanmamız gerektiğini belirterek almamız gereken aksiyonları şöyle sıraladı;

  • Kullanıcılarınıza hitap edecek kelimeleri belirlerken, karar aşamasındaki kullanıcılardan daha fazlasını düşünün!
  • Kullanıcılarınız için erken aşama satın alma yolculuğuna dair verilere dayanan içerikler üretin.
  • Keyword boşluklarını belirlemek için keyword mapping yapın. Yani kelimelerinizi gruplayarak performans analizi gerçekleştirin.

Sunum linki: https://www.slideshare.net/MatthewKay1/beyond-keywords-how-to-create-content-that-matches-your-buyers-journey

 

Daha Fazla Müşteriye Ulaşmak İçin Jobs-to-be-done Kullanımı

ALEN GİRİŞ GÖRSELİ

Alen-Jelco Todorov’un “Using Jobs-to-be-done to Win More Customers” sunumu özellikle büyümek isteyen küçük işletmeler veya girişimciler için çok etkileyici bir oturum oldu.

Mcdonalds’ın milkshake satma yolculuğundan örneklerle sunumunu zenginleştiren Alen, genel olarak kullanıcıların ihtiyaçlarını anlayıp çözüm üretecek girişimlerde bulunmamız gerektiğine dikkat çekti. Mcdonalds’ın milkshake satışında başarılı olmadan önce kullanıcılara “bir milkshakeden beklentiniz nelerdir?” anketi uyguladığını ve kullanıcıların sağlıklı olması, lezzetli olması vs yanıtlarını baz alarak milkshake ürünlerini geliştirdiklerini ancak yine de satışlarını arttıramadıklarını belirtti. Daha sonradan halihazırda milkshake alan kullanıcılara neden milkshake aldıklarını soran bir çalışma uyguladıktan sonra kullanıcıları ve ihtiyaçlarını daha iyi anladıklarını belirtti. Çünkü kullanıcıların verdiği cevap, milkshake ürününün içimi kolay, arabaya bulaşmayan ve bir yerlerde beklemek zorunda olunan durumlarda işe yaradığını gösterdi.

 

ALEN GÖRSEL 1

Alen’a göre, insanlar daha sağlıklı bir şey aramıyorlardı aslında, sadece taşınması kolay ve tüketilebilecek bir şey arıyorlardı ve Mcdonald’s hedef kitlesini anlayarak milkshake satışlarını arttırmayı başarmıştı.

Dolayısıyla ürünümüz ya da hizmetimizin müşteriye kattığı değeri ve onun hangi sorununa çözüm ürettiğini anlamamızın, ürün ve hizmetlerimizi geliştirmemizi ve satışlarımızın artmasını sağlayacağını belirtti.

 

SEO KPI’leri için İşe Yarar İçerik Stratejisinde Makine Öğrenimi

KONUR GİRİŞ GÖRSELİ 

Using Machine Learning for Content Strategy That Works for SEO KPIs konusuyla bizlerle buluşan Yiğit Konur, konuşmasına makine öğreniminin matematiksel çıkarım yapmak olduğunu vurgulayarak giriş yaptı. Hepimizi heyecanlandıran bir konu olan makine öğrenimi ile yaratıcılık içermeyen her mesleğin tarihe karışacağından bahseden Konur, makinelerin yaratıcılık dışındaki Extracon, Clasification ve Predtion aşamalarını insanlardan daha etkili bir şekilde gerçekleştirdiğini söyledi.  Kendilerinin de teknik konuda sürekli çalıştıklarını belirterek etkili bir keyword research aracı olan https://keyword.do/ ve mobil first indexing yapısını test eden https://zeo.org/seo-tools/mfi/ gibi araçları geliştirdiklerini ekledi.

Google’ın Hummingbird güncellemesinden sonra kelimelerin arkasındaki mantığı anlamaya odaklandığını belirten Konur, CTR gibi basit bir metriğin Google tarafından önemli bir sıralama faktörü olarak değerlendirilmeyeceğine değindi.  Ayrıca Google’ın sıralama faktörleri arasında kişiselleştirilmiş sonuç sunma faktörünü de göz önünde bulundurduğuna değinerek, kullanıcı deneyimine bağlı algoritma üreten Rank Brain güncellmesinden bahsetti.

 

KONUR GÖRSEL 1

Okuduğu içeriği anlayan makinelerin, insanların yaptığı şeyleri yapacağının altını çizerek özellikle seo da kalıcı olmak isteyen kişilerin kelime araştırması ve title, description yazmanın ötesinde bir şeyler yapmaya başlaması gerektiğini vurguladı. Technical marketer olan analitik araçlarına hakim olan, istatistikten anlayan, büyük dataları yorumlayabilen, basit uygulamalrı kurcalayacak kadar kod bilen kişilerin dijitalde tutunabileceğinin altını çizerek sunumunu tamamladı.

 

İçeriklerinizi Düzenli Analiz Ederek SEO Trafiğinizi Nasıl Artırırsınız?

Dakikada 4.800, günde 7 milyondan fazla blog içeriği üretildiği bilgisiyle sahneye çarpıcı bir giriş yapan İlyas Teker, bu kadar blog içeriği arasından bizim içeriğimizin neden listelenmesi gerektiğini düşünmemizi istedi.

 

TEKER GÖRSEL 1

Web sitemizde yer alan içerikleri iyileştirmemiz gerektiği konusuna vurgu Yapan Teker, ise düşük performans gösteren sayfalarımızı eleyerek başlamamız gerektiğine dikkat çekti. İçerik analizlerimizi düzenli olarak yapıp buna göre aksiyon almamız durumunda kazanımlarımızı daha fazla trafik, daha iyi pozisyon, daha etkili bir tarama bütçesi ve dolayısıyla daha fazla gelir olarak sıraladı.

 

Peki Nasıl Yapmalıyız?

İçeriğimizle ilgili performans datalarını elde ettikten sonra öncelikle sayfa tipi gruplaması yapmamızın altını çizerek, blog, kategori veya ürün sayfalarımızdan hangisi düşük performans gösteriyor onu belirlemeliyiz dedi.

Anlattığı yöntemler için bir template oluşturduğunu ve bu link üzerinden indirilebileceğini söyledi: bit.ly/icerik-analiz-ilyas

Daha sonra düşük performans gösteren sayfalara ne olacağıyla ilgili karar vereceğimizi belirlememizi istedi. Bu sayfalar birleştirilecek ya da yönlendirilecekse bu işleri yaparken trafiklerini göz önüne almamız gerektiğini vurguladı.

 

İçerik Stratejisi

İçerik pazarlaması konusunda güçlü insgihtlar çıkarmamızı sağlayan Uğur Eskici, başarılı bir içerikle ilgili kriterleri sıraladı. Öncelikle blog okuyucularının bir yazıya ayırdığı zamanın 15 saniye olduğunu ve eğer bu 15 saniyede okuyucunun ilgisini çekemiyorsak içeriğimizin başarı göstermeyeceğini söyledi.

İçerikte en önemli şeyin duygu, motivasyon ve ruh olduğundan bahsederek insanlara ilham olmayacak, değer katmayacak ve onları motive etmeyecek içeriklerden başarı beklemememiz gerektiğine değindi.

İçeriklerimizde hikayeleştirme tekniğini kullanmamızı öneren Eskici, seo uyumlu yazmak için ekstra çabalamamızın başarılı içerik üretme konusundaki en büyük engelimiz olduğunu söyledi.

 

Digitalzone’nun ikinci günü, oldukça enerjik bir atmosfer eşliğinde Larry Kim ile başladı.

 

Geleceğin Başarılı Pazarlama Stratejileri: Unicorns VS Donkeys

 larry giriş

 

Larry pazarlama kampanyalarını unicorn ve donkey benzetmeleriyle açıkladı. Pazarda unicorn olmuş yani başarılı bir pazarlama kampanyası yürütmüş olan kampanyaları inceleyerek işe başlamamızı söyleyen Larry, geleceğin pazarlama stratejilerinin  “kazanan hepsini alır” noktasına evrildiğinin altını çizdi.  Unicorn içeriklerimizi donkey içeriklerimizden ayırmak için CTR yani tıklanma oranlarını göz önünde bulundurabileceğimizi söyleyen Larry, yüksek CTR’ların yüksek dönüşüm oranı getireceğini ekledi.

Larry, kampanyalarımızda ya da içeriklerimizdeki performansı incelerken bunlardan hangisinin donkey, hangisinin unicorn olduğunu etkileşim oranlarına göre belirleyip, donkeyleri öldürmemizi tavsiye etti. İçerik ve kampanyaların sadece %3’ünün unicorn olduğunu belirterek unicornu bulduklarında bunu kaybetmemeyi ve en iyi şekilde değerlendirmeyi bilmeleri konusunda tüm dijitalcileri uyardı.

Larry görsel1

Unicorn baby kavramıyla yepyeni bir bakış açısı kazanmamızı sağlayan Larry, bu kavramı bir dönemde işe yarayan içeriğin başka bir durumda da değerlendirilebileceğine vurgu yaptı. Bu, herhangi bir formatta işe yarayan içeriğimizin muhtemelen başka bir formatta da iyi sonuçlar sağlaması anlamına gelir. Burada popüler konular öne çıkıyor.

İçerik pazarlamasında erken davranmanın önemine dikkat çeken Larry, sosyal medyayı takip edip viral olan konular hakkında erkenden içerik ve kampanya planlaması yapmamızın iyi sonuçlar getireceğini söyledi.

 

İçerik her zaman ürününüzü sattırmaz ama bilinirliğinizi arttırır!

İçeriğimizin harcayacağımız zaman ve kaynağa değer olup olmadığını analiz ettikten sonra yayınlamamızı ve sosyal medyada gerekli tanıtımları yaparak paylaşmamızı tavsiye etti. Kendisinin Google Analytics üzerinde yer alan demografi metriklerinden faydalandığını ve hedef kitlesinin %70’inin girişimcilikle ilgilendiğini görerek buna uygun bir içerik planlaması yaptığını söyledi. Buradaki esas amacının hedef kitlesi ile iletişim kurmak ve farkındalık yaratmak olduğunu belirtti.

 

Facebook Mesenger Chatbot Marketing

Larry, chatbot marketingi yeni nesil pazarlama alanları olarak görmemizi önerdi. Çünkü mesajlaşma platformlarının sosyal medyayı geçtiğini söyledi. Şuanda mesajlaşmanın e-maile alternatif daha verimli bir alan yarattığına vurgu yaparak bildirim göndermek, başvuru almak, form doldurtmak veya soru cevap anketleri gibi alanlarda e-mailden daha yüksek başarı gösterdiğinden bahsetti.

Önümüzdeki birkaç yıl içinde chatbotların önemli bir pazarlama kanalı oluşturacağını söyleyerek hepimizi şaşırtan Larry, chatbotların daha fazla kişisel deneyim sunmasındaki avantajı iyi kullanmamız gerektiğini önerdi.

E-maillerin açılma oranının %5, chat blast ile chatbotlardaki mesajların açılma oranının ise %85 olduğunu söyleyerek zihnimizi açtı.

 

Peki Chat Blast Contact Sayısını Nasıl Arttırırsnz?

Yorum yapan kullanıcıları hedefleyerek onlara yönelik içerik oluşturabileceğimizi söyleyen Larry,

İnsanlara blog postlarımız altında messenger maillerimize eklenmek isteyip istemediklerini sormanın da etkili bir yöntem olduğunun altını çizdi.

 

2018’de Teknik SEO

BARTOSZ GİRİŞ GÖRSELİ 

 

Hulu’nun yaşadığı indekslenme sorunu ile konuşmasına başlayan Bartosz Góralewicz, JS kullanımının olumsuz yönleri üzerinde durdu. Hulu’nun kullandığı JS Framework nedeniyle içeriklerinin botlara gösterilmediğine değinen Bartosz, JS’lerin hatalı kurgulanmasından dolayı web sitelerinin başarısız bir performans gösterdiğini belirtti.

Ayrıca 2018’in önemli teknik konularını

Mobil first, Js indexing ve web performansı olarak değerlendirdi.

Bartosz görseli

-Mobil First İndexing konusu için her şeyin temelinde mobil fist indexlemenin olduğunu belirterek, artık mobil düşünerek işe başlamamızın ve mobilde her şeyin doğru ve eksiksiz çalıştığına emin olmamız gerektiğinin altını çizdi.

-JS İndexing konusunda Google’ın js indexlemesi için çok çalıştığını ama hala tam anlamıyla bir geliştirme yapamadığını söyledi. JS indexinin HTML’e göre daha maliyetli olduğunu ve daha fazla zaman ve CPU gerektirdiğini söyledi.

-Web Performansını etkileyen iki noktaya değinen Bartosz, network ve CPU konularına vurgu yaptı. Ayrıca ufuk açan bir konuya derinlemesine dalan Bartosz, web performansını ölçerken mobil uyumlu tasarım, TFP (time to first paint) ve TTI (time to interactive) metriklerine dikkat etmemizi ve tüm bunlardan bağımsız olarak hedef kitlemizin telefon cihaz durumlarını da göz önünde bulundurmamız gerektiğinden bahsetti. Örneğin aynı web sayfası için, Iphone 8 ve Motorola G4 arasında 9 saniyelik bir yüklenme farkı olduğunu söyledi. Dolayısıyla performans ölçümlemesi için GT Metrix ve diğer performans ölçüm araçlarının yeterli olmayacağını, bunlara ek olarak Google Dev Tools’dan faydalanmamızı önerdi.

 

Türkiye’de Google Sıralama Temelleri: Makine Öğrenme Temelli Çalışmalar

KEVİN GİRİŞ GÖRSELİ 

How to rank on Google Turkey? A machine learning-based ranking factor study ile zihin açan Kevin Richard veriyi nasıl elde ettiklerini ve nasıl işlediklerini anlatarak söze başladı.

 

Linking metrikler tek başına sıralamayı etkiler mi?

Link Juice’ın ana sayfa bazlı bir akış izlediğinden bahsederek farklı linking metrikleri olduğunun altını çizdi. Makine öğreniminin temellerinden bahseden Kevin iki tip link akışından bahsetti; trust flow ve citation flow. Bunlardan trust flow’un kalite akışını, citation flow’un ise alıntılarla ilişkili metrikleri gösterdiğini söyledi. Linking değerlerini anlamamız için Majestic üzerinden bu iki metriği elde edip kendi puanlama sistemimizi geliştirmemizi öneren Kevin, bu şekilde başarılı bir link analizi yapabileceğimizi belirtti.

 

Ne Yapmalıyız?

İç link kurgunuzu iyi yapılandırmamızı öğütleyen Kevin, link juice akışının sağlıklı olması için belli bir sistemde kurgulamamız gerektiğini anlattı.

Hem internal hem de external bağlantılarımızın güçlü olmasını önerdi.

Rakiplerimizden daha fazla sayıda refering domain sayısına sahip olmanın bir avantaj olduğunu söyledi. Ve son olarak backlink inşa etmek yerine backlink kazanmaya odaklanmamızı önerdi.

 

KEVİN GÖRSEL 1

Sunum Linki: https://www.slideshare.net/512banque/can-linking-metrics-alone-predict-google-rankings

 

Google News İçin Seo

Barry giriş görseli

SEO for Google News: Get Rank at the Top konusuyla bizlerle buluşan Barry Adams, haberlerimizi ön planda tutmak istiyorsak Google News ile tanışmamızı hatta kaynaşmamızı önerdi.

Google sonuçlarının %11.5’ini Google News üzerinden çekilen sonuçlar olduğunu belirterek organikten gelebilecek trafik potansiyelinin az olduğunu ama sonuç olarak görünürlüğü destekleyeceği için eğer haber sektöründeysek AMP kullanmaya başlayıp bu platformu kullanmaya başlamamızı önerdi.

 

Ne Yapmalı?

barry görsel

Barry, haber sektöründe olanlar için Google News Optimizasyonu için aşağıdakileri önerdi;

1.Ediyorual kısım en önemli çünkü Google buna dikkat ediyor yayınlanmaya değer içerikler yaratmak önemli. Örneğin, seo ile ilgli konular yazılıyorsa bunlar top storylere çıkabilir

  1. Manşetlerde kulanılan keywordler önemli. Başlıklar 110 karakter olmalı.
  2. Güncel haberler yayınlamalısınız.

4 İçerik faktörleri kusursuz olmalı. Yani title uzunluğu 80 keliemeden fazla olmalı vs.

Ayrıca backlink ve iç linkleme sayılarının yüksek olmasının önemine dikkat çeken Barry bunu yaparken agresif ve abartılı link akışından kaçınmamızı önerdi. Ayrıca Google’ın uzmanlar tarafından yazılan içeriklere önem verdiğini ekleyen Barry, henüz Türkiye’de kullanılmasa da yapısal veri işaretlemesi olan speakable mark up’ı eklemenin öneminden bahsetti. Bu mark up ile yükselen voice search avantajlarından yararlanabileceğimizi ekledi.

 

Sunum Linki: https://www.slideshare.net/Badams/optimising-for-google-news-seo-for-news-publishers?qid=c9e1d633-06b2-439c-8d53-60aa978f6be3&v=&b=&from_search=1

 

Google’ın Gözünden: Arama Dünyasındaki Son Gelişmeler

ÖZKÖSEMENGİRİŞ GÖRSELİ 

Konuşmasına Google’ın 3 temel vizyonuyla başlayan Fatih Özkösemen, bu 3 vizyonu

User Journey,
Discovery ve
Visual olarak açıkladı.

Kullanıcılarımızın user Journey aşamasını iyi anlamamız gerektiği üzerinde duran Özkösemen, Discovery için Google’a illa bir arama terimi ya da anahtar kelime vermemiz gerekmediğini belirtti. Visual aşamasının da hem görsel arama hem de web sitesindeki sayfalarımızdaki görsellerin iyileştirilmesi süreçlerini kapsadığını belirtti.

 

Konuyla alakalı derinlemesine bilgi almamız için https://www.blog.google/products/search/improving-search-next-20-years/ makalesini okumamızı önerdi.

Farklılaştırılmak istenen içerik önceden diyez işaretiyle verilirdi ama simdi bunu tavsiye etmediklerini söyledi. Çünkü Google #’den sonrasını görmüyor. İçeriğimizi farklılaştırmak istiyorsak, # yerine farklı güncel bir url ile bunu Google’a sunmamızı istedi.

 

ÖZKÖSEMEN GÖRSEL 1

Görsel içeriklerin önemine değinen Özkösemen, görsellerde alt text kullanmanın önemli olduğuna değinerek görselin etrafındaki metinlerin önemini vurguladı.

Görsel yüklenmesi optimizasyonu için lazy loading tekniğini mutlaka öneren Özkösemen, bunu yaparken <noscript> etiketi kullanmamız gerektiğini belirtti.

Google’ın bir web sitesini değerlendirirken dikkate aldığı üç kriteri kalite, alaka ve hız olarak açıkladı. Hız analizi için Google Light House Tool’unu (https://developers.google.com/web/tools/lighthouse/) kullanmamızı önerdi.

Google’ın web sitelerini tararken Chrome 41 kullandığını, dolayısıyla sayfalarınızı analiz ederken Chrome 41 kullanıp Dev Tools’dan faydalanmamızı önerdi.

JS yerine HTML’in daha düşük maliyetli ve daha ideal olduğunu vurgu yapan Özkösemen, JS kullanıyorsak bile dinamik render kullanmamız gerektiğini söyledi.

 

Dijital Medya için Yeni Dönem Stratejisi

Otomatik optimizasyon yapan toollar ile söze başlayan Berk Kuşaksız, Burger’in makine öğrenimi çalışmasından bahsetti. Kuşaksız’a göre insana makineler ne kadar gelişse de insana her zaman ihtiyaç olacaktır.

Ayrıca kategorizasyonun veri analizinde önemli olduğunu vurgulayarak doğru veriler ile doğru hedefleme ve dolayısıyla yüksek dönüşüm elde edebileceğimizi söyledi.

 

Performans Pazarlamada Başarının Ölçümlenmesi

Performans pazarlamasındaki önemli metriklerin roas, cost per click değerleri olduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan Utku Demirhan, Google Ads, üzerinden rakip analizi gerçekleştirebileceğimizi belirtti.

 

Basit ve Derin Düşün

İş hayatındaki toplantıları zaman kaybı ve verimsiz bir süreç olarak ele alan Şahin Seçil, iş hayatında neden bu kadar çok konuştuğumuzu sorgulamamızı istedi.

Hayatımızdaki pratikleri gözden geçirmemizi isteyen Seçil, best pratikler olarak tabir edilen en iyi pratiklerin bize uyamayabileceğini söyledi. Örneğin erken kalkmak herkesi için bir best pratik olarak değerlendirilir ancak belki de sizi 12:00’de kalkmak motive ediyordur. Bunlara dikkat etmemizi istedi.

Ayrıca pazarlama çalışmalarında ciromuzu arttırmak önemli bir hedeftir. Ancak sadece ciroyu arttırmak yetmez ciromuzu hangi kanaldan arttırdığımızın farkında olmamızın gerekliliğinden bahsetti.

Sunum Linki: https://www.slideshare.net/sahinsecil/think-really-small-and-very-big

Sonuç olarak dolu dolu geçen ve kafamızda çok değerli insight ışıkları patlatan bir Digitalzone 18 konferansıydı. Bu senenin öne çıkan konularını, içerik pazarlamasının önemi, makine öğrenimi temelleri ve kampanyalarımızda etkili yapay zeka kullanımı, Seo açısından teknik çalışmaların önemi ve mobil dünyayla daha fazla haşir neşir olmanın gerekliliği gibi başlıklar olarak değerlendirebiliriz. Ama her işin başı müşteriyi doğru anlamak ve hedef kitleye yönelik kişiselleştirilmiş deneyimler sunmaktan geçiyor. Önümüzdeki yıllarda bu kişiselleştirilmiş deneyim unsurunun maksimum düzeyde önem kazanacağını anlamış bulunuyoruz.

 

 

HP’nin Metal Jet 3D yazıcısı, bir sonraki arabanızın inşasını yapabilir!

September 26th, 2018 Haberler
5
İnsanlar metali şekillendirmek için yıllar boyunca pek çok yöntem geliştirdi. Bunların başında kalıba dökme, bir makine atölyesinde delikler delmek gibi yöntemler gelmektedir. Günümüzde bunlara bir yenisi daha ekleniyor: 3D baskı. 3D Printer’ları kullanılarak metallere artık her şekli vermek mümkün.

Günümüzde yazıcı konusunda dev bir marka olan HP, 3D yazıcı sektörüne de giriş yapıyor. 400.000$ değerinde bir makine ile metal yaratmayı hedefleyen şirket bu makinesine “Metal Jet” ismini verdi. Metal Jet ile metal veya çelik seri üretim halinde ve çok daha uygun fiyatlara işlenebilecek. (more…)

Samsung SmartThings Tracker

September 26th, 2018 Genel
4
Samsung, SmartThings Tracker adlı yeni ürününü piyasaya çıkarıyor. Bu ürün, bluetooth yerine LTE-M teknolojisini kullanarak çalışıyor. Bu sayede gerçek bir izleyici olarak kullanmak mümkün oluyor. Örneğin evcil hayvanınıza takarak veya çocuğunuza vererek onun gerçek zamanlı konumu izleyebiliyorsunuz. İzleyicideki güç düğmesine iki kez basıldığında, SmartThings uygulaması aracılığıyla konumu gönderir ve ayrıca SOS göndermek için bir seçenek bulunmaktadır. Bluetooth ile çalışmadığı için aradaki mesafenin ne kadar olduğnun bir önemi yok. Bataryası bir kez doldurulduğunda 1 haftaya kadar dayanabilen bu ürün evdeki diğer Samsung ürünleriyle bağlantılı da çalışabiliyor. (more…)

Bilim Adamları Sahra Çölüne Yağmur Yağdırabilirler!

September 26th, 2018 Haberler
3
Bilim adamları, sürekli genişleyen Sahra Çölü’ne yağmur yağdırmak ve bitki örtüsünü çeşitlendirmek için bir yol bulmuş olabilir. llinois Üniversitesi ve Maryland Üniversitesi tarafından yayınlanan raporlara göre çölde büyük bir rüzgar ve güneş enerjisi kurulumu yerel sıcaklık, yağış ve bitki örtüsünü artıracak ve bölgeye fayda sağlayabilecektir. Güçlü bir rüzgar ve dev güneş panelleri kullanılarak yağış yaratmayı planlayan bilim adamları bu sayede bitki örtüsünün de gelişeceğini söylüyor. (more…)